KADIN DEDİĞİN
Kadınların belli başlı görevleri vardır. Yemek yapmak, bulaşık-çamaşır yıkamak, çocuk bakmak… gibi. Dışarı anca Pazar-market alışverişi yapmak veya fatura yatırmak için çıkar, akşam olmadan eve döner. Kadın dediğin, konuşmaz, dayak yese, hatta sokağada atılsa susar. Hak talep etmez, çünkü hak kadına ait olan bir şey değildir. Kadın dediğin, başı örtülü olur, olmazsa satılıktır ya da kiralık.
Kadın dediğin, kız çocuğu doğurdum mu hasarlı olur, erkek evlat doğurana kadar ya ölür, ya da doğurdukça doğurur. Oda olmadı kuma gelir, o doğurur. Kadının eşyadan farkı yoktur, hatta eşyadan daha değerlidir. Rahatlıkla babası yaşında adama satılabilinir. İşte kimi zihin özürlü yaratıkların gözünde kadın budur. Daha ilerisi olamaz, olmamalıdır.
Kadın dediğin, yakılır, parçalara ayrılıp poşete doldurulup çöpe atılır. Çünkü onlara göre giyim kuşamı uygun değilse, hak etmişlerdir. Sonra ne olur? Katilleri bir takım elbise giydiyse ya da bir Kuran-ı Kerim, bir tesbih götürdüyse, başlarındaki hareyle salıverilir.
Ama kadın dediğin sokaklara çıkıp hak, özgürlük, eşitlik arayamaz. Tecavüzcüsünü öldürdüğü için müebbet hapis yer ve susar. Yani erkek dediğin her zaman haklıdır, herşeyi yapabilir ama, kadın dediğin, hiçbir şey üzerinde hak iddia edemez. Ne demiş şair “Tak yüzüğü, otur aşağı” Başka söze ne hacet değil mi?
Selin SABCIOĞLU
22/04/2015


Yorumlar
Yorum Gönder