Adını Vermek İstemeyen Köy


Orada bir köy var uzakta… Terk edilmiş gibi görünse de, ama hala nefes alan,
içi kıpır kıpır kabına sığmayan… Korkunç olaylar karşında, yaşamaktan ve konuşmaktan korktuğu aynı zamanda… Bir yandan da dış gözden bakanların imrendiği… Niye mi? Çok büyük bir dayanışma içinde yaşıyor, yaşatılıyor…
Can sıkıcı durumlar üst üste geldiğinde kaçmak istediği, fakat ” büyüklerimizin
bize bıraktığı emanettir.” deyip, bırakamadıkları bir yerdir, orası…
Bir ismi var elbet, bu köyün. Her gün televizyon kanallarında tekrarlanıyor.
Ama görüntüsü geçtiği anda, akıllardan siliniyor. Akıllarda kaldığı gün, kaderi değişecek. Değişecek, ama nasıl? Ya temelli yerle bir olacak, ya da tüm insanlı gururla bahsedecek.
Gerçi son zamanlarda, T.V. programlarına çıkıp, tanıyanların sesinden bildikleri, ama tanımayanlara göre sadece sesten ibaret olan, seyirci gibi maalesef. Tanıyanlar anlattıklarını çok iyi biliyor, hak veriyor, ama tanımayanlar, arada sırada duyurulmaya çalışılan yardımları, bir kaç dakika duyuyor, duygulanıyor. Sonra da “Evet böyle şeyler de oluyor.” deyip, devam ediyorlar.
Bu köyün adı mı, boş verin gitsin, nasılsa sizde bu yazıyı okuduktan sonra unutacaksınız. Benim adım ise, onu da boş verin. Tıpkı her unutulmaması gerekenleri unuttuğunuz, ama baştan savılması gereken şeyleri senelerdir tepenize taç ettiğiniz gibi… Bu yazdıklarımı da unutun gitsin.
Bakiyim boş vermişsiniz bile…
2012'de yazdığım bir yazı. Ustanın sözüyle bağdaştığı için ikisini aynı anda paylaşmaya karar verdim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kara Sevdalı Tanıyorum

Bir Yalnızlığım Var

Huzur Dediğin