Kayıtlar

Nisan, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BİR NEFES

Resim
Tek gözlü evin, bir insanıyım. Hergün yazıyor ve çiziyorum. Dış dünya ile pek bir alakam yok. Hem hiçkimse ile muhabbetim olmasın, hem de herkes beni bilsin istiyorum. Manyak mıyım ne? Evin duvarlarını maviye boyadım.Evet, ben boyadım. Zaten tek göz oda, bir de boyacıya para mı vereceğim? Dalgalı dalgalı deniz gibi oldu. Haraketlilik geldi, buz gibi itici duvarlara.Of! Beni lafa tutmayın, birşey anlatıyorum şurada. Pardon konuşmazsam anlatamam ki. Size manyak olduğumu söylemiş miydim? Neyse konuyu dağıtmayalım. Hoop geri dönelim. Mavi diyarduk. Uzun zamandır gökyüzünün mavisini görmüyorum. Karar verdim, dışarı çıkacağım. Çantamı aldığım gibi dışarı çıktım. Gözlerim loş ışığa alışık olduğundan toprağı delip geçen köstebek gibi hissettim kendimi. “Hiç arkadaşın yok mu?” derseniz, bir arkadaşım var aslında. Adı: Yasemin. Yasemin, her haftasonu bir yetimhaneye gidiyor. Bütün gününü orada geçiriyor. Ben saf saf gezinirken telefonum çaldı. Arayan tabi ki Yasemin’di. Listede üç kişi var, zate...

CANKUŞ

Resim
Aslında kafesteki bir kuşla, bir aşığın arasında birçok benzerlik vardır. Hele bu aşk karşılıksız ise, bu benzerlik çoğalır. Mesela kafesteki kuş, bütün gün duvara bakar. Bazen bir şeyler söyler, ama bilir ki, duvar cevap veremez. Yine de ona anlatır, anlatır… Aşık da öyledir, odaya kapanır, karşısındaki duvara anlatır, anlatır… O duvarların dili olsa bin asırlık malzeme çıkar. Kuş gökyüzüne hasrettir, her zaman. Balkona çıkarıldığında gözlerini gökyüzünün eşsiz maviliğinden alamaz. Bıraksalar günlerce kımıldamadan seyredebilir. Süzülen kuşlara imrenek bakar. Daldaki ya da karşı evin çatısındaki cilveleşen kuşları kıskanır. Bilir ki, asla onun bir yari olmayacak. Aşık da öyledir. Gökyüzünü seyre dalar, gözleri buğulanır, açık havada yüreği havasız kalmış gibi çırpınır durur. O yoldan geçenlere bakar, sevgilileri kıskanır. İstemsizce onlara bakarken dalar gider. Farkına vardığında ise,  fena halde utanır. Tabi kuşun utangaçlık duygusu insan kadar belirgin olmasa da, içine kapanma on...

Konu Yazmak Olunca

Resim
Ben özlüyorum, özledikçe de yazıyorum. İnsan genelde özleyince yazar. Yani en azından ben öyle yapıyorum. İyi geliyor yazmak. Yalnızlığa iyi geliyor. Biraz da olsun unutturuyor. Olduğun yerden uzaklaşıp olmak istediğin diyarlara ücretsiz yolculuk imkanı tanıyor. Bunun için çok  bir şey de gerekmiyor üstelik. Bir kalem, silgi bir de defter yetiyor. Hem yoldaşlık da yapıyor, her sıkıntını dinliyor. Sevincini, mutluluğunu paylaşıyor. Arkadaşın, dostun, sırdaşın oluyor. Konu “yazmak” olunca kağıt derya deniz oluyor. Neyi mi özlüyorum? Çok şeyi… Mesela bir gecede üç şiir yazabildiğim yıldızlı geceleri özlüyorum. “Bir gece de üç şiir yazılır mı?” demeyin, yazılır. En azından ben yazıyordum. Neyse bunu daha sonra anlatırım. Aklımda sadece uyaklı cümlelerin uçuştuğu zamanları özlüyorum. Dertsiz, tasasız kalemlerimi… Çiçek kokan, böceklerin fink attığı mısraları… Tamam, çok da çiçek kokulu, böceklerin fink attığı şiirlerimin olduğu pek söylenemez ama yine de seyrek de olsa yeşillik vardı. Ş...

Hatıra Olarak Kaldı E-Kitabım Hakkında

Resim
Selin SABCIOĞLU’ndan ; Hayallerimden gerçek hayata aktardığım ilk kitabım. İlk hatalarıyla doğar. Bu sebeptendir ki benim de hatalarım mutlaka olmuştur. Onlarca kitap arasından benim kitabımı seçerseniz şunu bilmenizi isterim ki, çok büyük şeyler vaat edemem. “Eline kalem alan kitap yazıyor” diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama başta da belirttiğim gibi bu kitap benim hayalim. Hem de yazmaya ilk başladığımdan beri. Her kitap evine girdiğimizde, kitaplara göz atarken “acaba bir gün benim kitabımda bu kitaplar arasında yer alacak mı?” diye sorardım, kendi kendime. Kitabımı alıp hayalime ortak olduğunuz için şimdiden teşekkür ediyorum. Umarım gerçek hayatta bir yerlerde karşılaşmak ve kitabımı beğenmeniz ümidi ile iyi okumalar diliyorum. Sayfa Sayısı:  270 Çıkış Tarihi:  2019 Dil:  Türkçe Yayın Evi:  E&V Edebiyat Önemli Not Sipariş Verildikten Sonra En Kısa Sürede Vermiş Olduğunuz e-posta Adresine Gönderilecektir. Uzun zamandır emek verdiğim hikaye ve şiir olarak 2 bölüm...

UZUN ZAMAN OLDU

Resim
Çok yıl oldu, seni görmeyeli, Görürürsen günün birinde Yüzümü hatırlar mısın? Seslensem, hatta bas bas bağırsam, Sesimi duyar mısın? “İşte onun sesi, buralarda hatta çok yakınımda” deyip etrafına bakınır mısın? Sahiden aklında suretim kaldı mı? Bilmiyorum. Çok zaman oldu, şiir yazmayalı, Kelimeler beni unutmuş olabilir mi? Onun için mi, ıssız ıssız süzülmüyorlar, defterlerimin arasına? Kalemim, onların istediği dokunuşu, duyguları veremiyor mu, artık? Onlara “gelin” desem, “Yanınızda O’nu da getirin.” desem, Hatta orta yerde bağrınsam, Sesimi duymaz mısınız? Etrafınıza bakınmaz mısınız? Sahiden aklınızda suretim, kalbinizdenizde sevgim, dilinizde ismim ve kulağınızda sesim kaldı mı? Bilmiyorum.  SELİN SABCIOĞLU 10/05/2015   

KADIN DEDİĞİN

Resim
Kadınların belli başlı görevleri vardır. Yemek yapmak, bulaşık-çamaşır yıkamak, çocuk bakmak… gibi. Dışarı anca Pazar-market alışverişi yapmak veya fatura yatırmak için çıkar, akşam olmadan eve döner. Kadın dediğin, konuşmaz, dayak yese, hatta sokağada atılsa susar. Hak talep etmez, çünkü hak kadına ait olan bir şey değildir. Kadın dediğin, başı örtülü olur, olmazsa satılıktır ya da kiralık. Kadın dediğin, kız çocuğu doğurdum mu hasarlı olur, erkek evlat doğurana kadar ya ölür, ya da doğurdukça doğurur. Oda olmadı kuma gelir, o doğurur. Kadının eşyadan farkı yoktur, hatta eşyadan daha değerlidir. Rahatlıkla babası yaşında adama satılabilinir. İşte kimi zihin özürlü yaratıkların gözünde kadın budur. Daha ilerisi olamaz, olmamalıdır.   Kadın dediğin, yakılır, parçalara ayrılıp poşete doldurulup çöpe atılır. Çünkü onlara göre giyim kuşamı uygun değilse, hak etmişlerdir. Sonra ne olur? Katilleri bir takım elbise giydiyse ya da bir Kuran-ı Kerim, bir tesbih götürdüyse, başlarındaki hare...

Neden İnsan?

Resim
Okul hayatımız boyunca kompozisyon yazarken “İnsan” ya da “İnsanlar” diye başlardık. Yani sınıfımızda pek çok kişi öyle başlardı. Bir gün kompozisyon notları açıklanırken öğretmenimiz, “Neden yazılarınıza “insan” diye başlıyorsunuz?” sorusunu yöneltti. Bir cevap veremedik. Şahsen bunu daha önce hiç düşünmemiştim. Sonra karar verdim. İnsanları bir kenara bırakıp dilim döndüğünce farklı konularla ilgili de yazacaktım. Öyle de yaptım. Çünkü biz zaten her yerde insanı, yani kendimizi konuşuyoruz, yazıyoruz. Sanki dünyada sadece biz varmışız gibi. Konuşabiliyor, düşünebiliyor olmamız bizi diğer canlılardan üstün kılmaz. Doğa hakkında, hayvanlar hakkında yazan, konuşan oldu elbette. Ama hep gölgede kaldı. Çünkü insan sorunları hep ağır bastı. “Önce İnsan” denildi. Konuşanlar susturuldu. Soruyorum, “Neden İnsan?” Neden insan dünyanın lideriymiş gibi davranıyor? Halbuki biz insanoğlu sonradan gelmedik mi? Dünyayı mavi ve yeşil yapan doğa değil mi, hayvanlar değil mi? Sonradan gelenler olarak b...