Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Yalnızlığım Var

Resim
Dünyadan büyük, güneşten sarı Çocuklar kadar neşeli, Kalp kadar sesli, Yıldız kadar eşsiz yalnızlığım var. Öyle bir yalnızlık ki, Otuz yıldır bırakmadı peşimi. Gölge gibi takip etti beni. Yalnız bırakmayan yalnızlığım var.  Ateşte kalmış çay gibi acı Bitmeyen bir sancı Alır benden umutlarımı Bitmeyi bilmez bir yalnızlığım var.  Selin SABCIOĞLU  

Yer Altında Gökyüzünü Aramak (Maden İşçilerinin Anısına Saygıyla)

Resim
Çocukluk hayali pilot olmaktı. Havada özgürce süzülüp ülke  ülke  dolaşmaktı. Ama ailesinin durumu buna müsait değildi. Çünkü babası maden ustasıydı. Annesi ise, gündelik temizlikçi olarak evlere gidiyordu. Evin tek çocuğuydu, ama onun da sonu belliydi. Yerin bin kat dibinde bir ömür madenlerde çalışmaktı. Ömrü öylece tükenip gidecekti, Hasan’ın. Babasını aylarca göremediği oluyordu. İleride bir aile kurduğunda bu tür sorunları yaşamak istemiyordu. Daha  on sekiz yaşında olmasına rağmen yaşından büyük kaygıları vardı.     Bir akşam geç vakitlerde babası çıkageldi. Tabiî ki   korktuğu da başına gelmişti. Babası: “Artık çok yaşlandığını, daha fazla çalışamayacağını ve oğlanında askerden geldikten sonra emekliye ayrılacağını,” söyledi.    Bir sene öncesinde bir kaza geçirmiş ve bacağı sakatlanmıştı. Ailesinin yaşadığı şehirden uzak tek başına çabalamış ve ayağa kalkmıştı. Sonrasında da çalışmaya devam etmişti.  Ama son günlerde bacağı çalış...

Huzur Dediğin

Resim
Bilinmezlik içinden kopup geldim dünyaya. Bir parça huzur bulabilmek. Ama bir de ne göreyim? Benden önce huzur parsel parsel dağıtılmış. Kimi paketleyip satmış para uğruna. Kimi kendine saklamış sandık içerisinde. Sahi nedir huzur dediğin? Güzel kokan bir çiçek midir? Bir yarin kolları mıdır? Yoksa yalnızlığın ıssız bir sahili midir? Ya da nerededir? Rüzgarı kulağa üfleyen bir ağaçta mı? Yoksa kayan bir yıldızda mı? Ya da geldiğim yer de mi? Bilinmezlikte mi? Soru zinciri. Halka halka.. Uçsuz bucaksız.. Karışık mı karışık soru zinciri.  Sonra, "Kim bulmuş ki, ben bulayım" dedim. Sahi var mı bulabilen? "Ben buldum, çok huzurluyum" diyen var mı? İlla ki biri çıkıp, "Para varsa huzur var" diyecek. Bu doğru mu? Doğruysa ne kadar doğru? Ya da kim için doğru. İşte yine sorular. Benden de size bir soru o zaman. Para da huzur varsa, altıyı tutturanlar neden intihar ediyor? Huzurdan mı öldü onlar? Aa pardon bir soru soracaktım. İkincisi de torbadan çıktı. Yok hayır...

Anlamak Üzerine...

Resim
   Anlamak ve karşılıklı anlaşmak bütün canlıların ortak özelliğidir. Ama insanoğlu konuşabilen tek canlı türü olduğu için bu duygu daha gelişmiştir. Hatta bu konu ile ilgili bir söz vardır, "Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır" diye. Ne yazık ki bu günümüzde pek mümkün değil. Çünkü insanoğlu içe döndükçe anlama ve anlaşma da zorlaşıyor. Bir de üstüne tahammülsüzlük de gelince içinden çıkılmaz bir hal oluyor.  İçe dönükler çok evet ama bir de sabit görüşlüler var. Ah bu çok fena... Hepimizin etrafında bu tarz insanlar mutlaka vardır. Onlar konuşmak neredeyse imkansızdır. Sizi yorarlar, yıpratırlar. Onlar için kendi fikirleri en doğrusudur. Harici fikri asla kabul etmezler, bu  da yetmiyormuş gibi, sizi de kendi düşüncelerine ikna etmeye çalışırlar. Bu tarz insanlarla tartışmaya girmek, hortuma kapılmak gibidir. Döner, döner bir duvara toslarsınız ve bu zihninizi çok fena acıtır. İlk fırsatta oradan uzaklaşın. Onlar umutsuz vakka.  Ya kulak ...

GEZİ PARKINA HİÇ SORMADIK Kİ

Resim
Gezi parkına sorsaydık, şöyle derdi bence: “Ben öyle büyük şeyler istemiyorum ki, İnsanlar gelsin, dört mevsim Vakit geçirsinler, kahkaha atsınlar, Eğlensinler… Ama ağaçlarımın canı yanmasın, Gölgelerinde otursunlar, dinlensinler, Ama isim, kalp kazımasınlar, Ağaçlarımın canı acımasın. Sevgililer gelsin, mesela, Oğlan kıza gitar çalsın, Kız oğlana eşlik etsin, Bir sepet, örtü getirmiş olsunlar, mesela Ama çöplerini bırakmasınlar Ağaçlarım üzülmesin. Mangal yapmasınlar, mesela Kokutmasınlar ortalığı Gövdeleri kararmasın, ağaçlarımın Ağlamasınlar, tesellisi zor oluyor. Çocuklar oynasınlar, koşsun, Çimlerde yuvarlansınlar, Ama kırmasınlar dallarını Ağaçlarım ölmesin. Ben öyle büyük bir şey istemiyorum ki, Bir isteğim de unutmayın beni Ne de gerçek kendinizi, Hiç bir zaman yalnız kalmayalım…” SELİN SABCIOĞLU  20/11/2014   

Bir Şiir Yaratın

Resim
Bütün mısralardan bir şiir yaratın Sonunda eşsiz bir melodi ortaya çıksın Devrik cümlelerin ahenginde Ama sakın benim şiirim olmasın. Esinlenmeyin, benden, Bencillikten değil, inanın. Sadece içinde acınacak sözler var. Kimse paylaşmasın, kalemimden çıkanları Yanlış anlamayın, beni İçinde kayda değer bir şey yok. Benden başka kimse duymasın Paylaşmayın, beğenmeyin, hiç bir yerde Nefesimin eser sandığı kendinden geçmişleri Kızmayın, alınmayın bana Ama yine de hiç bir defterde duyurmayın, kalbimi Ne kadar bunları desemde, bildiğinizi okuyacaksınız biliyorum. Selin SABCIOĞLU   

Bir Zamanın Tamiri Yok

Resim
  Zaman, tamir edilmez, bazen Paramparça olurda, Bir köşede kalıverir. Parçası yedeklenmez, Atsam, atılmaz Satsam, beş kuruş etmez, Saklasam, boşuna yer kaplar. Göze batar, fayda etmez Suya atsam, ilaç olmaz. Yanımda tutsam, yarenlik yapmaz Düşman olmaz,  dost  da kalmaz. Şişeye koysam, yelkenli olmaz Havaya üflesem, gökkuşağı açmaz. Ya  zaman ı,  zaman ı geldiğinde B aşk asına veririm, Ya da cama üflerim, son nefesimle Kum saati olur, baş ucumda Her bitişine yakın ters çeviririm, Ne bitip gider, Ne de çoğalıp ömrüme ömür katar. Selin SABCIOĞLU 

Bir Mum Gibi Sevmek

Resim
Birini çok seversin, kendinden bile vaz geçersin. Beklersin iki gün üç gün bir ay hatta bir yıl… Sonra umudun bir mum gibi erir biter. Cılız bir ışık kalır geriye. Sönmemesi için avuçlarının arasına alırsın. Ama açtığında çoktan sönmüş olduğunu görürsün. O zaman anlarsın ki sen sadece o mumun içindeki ipmişsin meğer. Sert görünüme aldanıp güvendeyim sanmışsın. Ama mumla beraber sende eriyip yok olmuşsun. Geriye kalan sadede mumluktaki mum izleri kalmış… Birini çok seversin, kendinden bile vaz geçersin. Beklersin iki gün üç gün bir ay hatta bir yıl… Sonra umudun bir mum gibi erir biter. Cılız bir ışık kalır geriye. Sönmemesi için avuçlarının arasına alırsın. Ama açtığında çoktan sönmüş olduğunu görürsün. O zaman anlarsın ki sen sadece o mumun içindeki ipmişsin meğer. Sert görünüme aldanıp güvendeyim sanmışsın. Ama mumla beraber sende eriyip yok olmuşsun. Geriye kalan sadece mumluktaki mum izleri kalmış… Mumluktaki kırıntıları toplayıp eriterek, tekrar muma dönüştürmek zaman ister yeni b...

Her Güne Bir Mısra, Bir Ömre Şiir

Resim
Her güne bir mısra yazdım Yalnızlığıma… Her cümlesini yıldızlara taktım, Ağır bastı, hepsi kaydı birer birer. Düşlerimde bütün caddeleri, sokakları Gezdim, şiir kokuyordu. Duvarlara yaslanmış ustların Soğuktan buharlaşmış nefeslerinden Ağır cümleler karışıyor havaya. Derin bir nefes çekiyorum içime Hepsini tek seferde Doldurmak istercesine, “Keşke her yer böyle koksa…” dercesine. İçinde “sen” geçen her güne bir mısra yazdım. Hepsi “senle” başlaması bundandı. Gerçi sonu da “senle” olsun istedim, Ama olmadı. Her günümüze bir mısrayla süslemek isterdim Oysa… Bir cümlesi senden, Bir cümlesi benden, Son cümleleri ise ikimizden olsun isterdim: “Seni seviyorum Sokaktaki şiirim, Kalbimdeki tek mısram.” SELİN SABCIOĞLU   

BİR NEFES

Resim
Tek gözlü evin, bir insanıyım. Hergün yazıyor ve çiziyorum. Dış dünya ile pek bir alakam yok. Hem hiçkimse ile muhabbetim olmasın, hem de herkes beni bilsin istiyorum. Manyak mıyım ne? Evin duvarlarını maviye boyadım.Evet, ben boyadım. Zaten tek göz oda, bir de boyacıya para mı vereceğim? Dalgalı dalgalı deniz gibi oldu. Haraketlilik geldi, buz gibi itici duvarlara.Of! Beni lafa tutmayın, birşey anlatıyorum şurada. Pardon konuşmazsam anlatamam ki. Size manyak olduğumu söylemiş miydim? Neyse konuyu dağıtmayalım. Hoop geri dönelim. Mavi diyarduk. Uzun zamandır gökyüzünün mavisini görmüyorum. Karar verdim, dışarı çıkacağım. Çantamı aldığım gibi dışarı çıktım. Gözlerim loş ışığa alışık olduğundan toprağı delip geçen köstebek gibi hissettim kendimi. “Hiç arkadaşın yok mu?” derseniz, bir arkadaşım var aslında. Adı: Yasemin. Yasemin, her haftasonu bir yetimhaneye gidiyor. Bütün gününü orada geçiriyor. Ben saf saf gezinirken telefonum çaldı. Arayan tabi ki Yasemin’di. Listede üç kişi var, zate...

CANKUŞ

Resim
Aslında kafesteki bir kuşla, bir aşığın arasında birçok benzerlik vardır. Hele bu aşk karşılıksız ise, bu benzerlik çoğalır. Mesela kafesteki kuş, bütün gün duvara bakar. Bazen bir şeyler söyler, ama bilir ki, duvar cevap veremez. Yine de ona anlatır, anlatır… Aşık da öyledir, odaya kapanır, karşısındaki duvara anlatır, anlatır… O duvarların dili olsa bin asırlık malzeme çıkar. Kuş gökyüzüne hasrettir, her zaman. Balkona çıkarıldığında gözlerini gökyüzünün eşsiz maviliğinden alamaz. Bıraksalar günlerce kımıldamadan seyredebilir. Süzülen kuşlara imrenek bakar. Daldaki ya da karşı evin çatısındaki cilveleşen kuşları kıskanır. Bilir ki, asla onun bir yari olmayacak. Aşık da öyledir. Gökyüzünü seyre dalar, gözleri buğulanır, açık havada yüreği havasız kalmış gibi çırpınır durur. O yoldan geçenlere bakar, sevgilileri kıskanır. İstemsizce onlara bakarken dalar gider. Farkına vardığında ise,  fena halde utanır. Tabi kuşun utangaçlık duygusu insan kadar belirgin olmasa da, içine kapanma on...

Konu Yazmak Olunca

Resim
Ben özlüyorum, özledikçe de yazıyorum. İnsan genelde özleyince yazar. Yani en azından ben öyle yapıyorum. İyi geliyor yazmak. Yalnızlığa iyi geliyor. Biraz da olsun unutturuyor. Olduğun yerden uzaklaşıp olmak istediğin diyarlara ücretsiz yolculuk imkanı tanıyor. Bunun için çok  bir şey de gerekmiyor üstelik. Bir kalem, silgi bir de defter yetiyor. Hem yoldaşlık da yapıyor, her sıkıntını dinliyor. Sevincini, mutluluğunu paylaşıyor. Arkadaşın, dostun, sırdaşın oluyor. Konu “yazmak” olunca kağıt derya deniz oluyor. Neyi mi özlüyorum? Çok şeyi… Mesela bir gecede üç şiir yazabildiğim yıldızlı geceleri özlüyorum. “Bir gece de üç şiir yazılır mı?” demeyin, yazılır. En azından ben yazıyordum. Neyse bunu daha sonra anlatırım. Aklımda sadece uyaklı cümlelerin uçuştuğu zamanları özlüyorum. Dertsiz, tasasız kalemlerimi… Çiçek kokan, böceklerin fink attığı mısraları… Tamam, çok da çiçek kokulu, böceklerin fink attığı şiirlerimin olduğu pek söylenemez ama yine de seyrek de olsa yeşillik vardı. Ş...