Kayıtlar

İnsanları İzliyorum

Resim
İnsanları izliyorum Çekildiğim köşeden Kimi telaşlı, Kimi vazgeçmiş her şeyden Kimi sevdayı kucaklamış kalpten Kimi sevdaya veda etmiş Almış kadehe yalnızlığı. Ben mi? Ben köşede bekliyorum.  İçimdeki yoğunluğun geçmesini Denizin dinginliğine varmasını bekliyorum. Ne kadar bekleyeceğimi Ne zaman sakinleşeceğini bilmeden İnsanlardaki telaşı ve karmaşayı.  SELİN SABCIOĞLU  

BENİM DÜŞLERİM VAR

Resim
Benim renkli düşlerim var İlmek ilmek işlediğim, Sevda nuru döktüğüm, Güzel düşlerim var. Sen bilmezsin beni gri görürsen, Nefret ile gelirsen, beni fark etmezsin. Kalbini kaplamışsa karanlık, Renklerimi kirletirsin. Benim hayallerim var, Bileğimde altın bileziğim. Seninse, kurşunların var Gençliğimi kırmızıya boyadığın..  SELİN SABCIOĞLU  Bu şiir,  Avukat Dilara Yıldız, Enes Kara, şehitlerimiz ve katledilen bütün canlara ithafen yazılmıştır.

Bir Yalnızlığım Var

Resim
Dünyadan büyük, güneşten sarı Çocuklar kadar neşeli, Kalp kadar sesli, Yıldız kadar eşsiz yalnızlığım var. Öyle bir yalnızlık ki, Otuz yıldır bırakmadı peşimi. Gölge gibi takip etti beni. Yalnız bırakmayan yalnızlığım var.  Ateşte kalmış çay gibi acı Bitmeyen bir sancı Alır benden umutlarımı Bitmeyi bilmez bir yalnızlığım var.  Selin SABCIOĞLU  

Yer Altında Gökyüzünü Aramak (Maden İşçilerinin Anısına Saygıyla)

Resim
Çocukluk hayali pilot olmaktı. Havada özgürce süzülüp ülke  ülke  dolaşmaktı. Ama ailesinin durumu buna müsait değildi. Çünkü babası maden ustasıydı. Annesi ise, gündelik temizlikçi olarak evlere gidiyordu. Evin tek çocuğuydu, ama onun da sonu belliydi. Yerin bin kat dibinde bir ömür madenlerde çalışmaktı. Ömrü öylece tükenip gidecekti, Hasan’ın. Babasını aylarca göremediği oluyordu. İleride bir aile kurduğunda bu tür sorunları yaşamak istemiyordu. Daha  on sekiz yaşında olmasına rağmen yaşından büyük kaygıları vardı.     Bir akşam geç vakitlerde babası çıkageldi. Tabiî ki   korktuğu da başına gelmişti. Babası: “Artık çok yaşlandığını, daha fazla çalışamayacağını ve oğlanında askerden geldikten sonra emekliye ayrılacağını,” söyledi.    Bir sene öncesinde bir kaza geçirmiş ve bacağı sakatlanmıştı. Ailesinin yaşadığı şehirden uzak tek başına çabalamış ve ayağa kalkmıştı. Sonrasında da çalışmaya devam etmişti.  Ama son günlerde bacağı çalış...

Huzur Dediğin

Resim
Bilinmezlik içinden kopup geldim dünyaya. Bir parça huzur bulabilmek. Ama bir de ne göreyim? Benden önce huzur parsel parsel dağıtılmış. Kimi paketleyip satmış para uğruna. Kimi kendine saklamış sandık içerisinde. Sahi nedir huzur dediğin? Güzel kokan bir çiçek midir? Bir yarin kolları mıdır? Yoksa yalnızlığın ıssız bir sahili midir? Ya da nerededir? Rüzgarı kulağa üfleyen bir ağaçta mı? Yoksa kayan bir yıldızda mı? Ya da geldiğim yer de mi? Bilinmezlikte mi? Soru zinciri. Halka halka.. Uçsuz bucaksız.. Karışık mı karışık soru zinciri.  Sonra, "Kim bulmuş ki, ben bulayım" dedim. Sahi var mı bulabilen? "Ben buldum, çok huzurluyum" diyen var mı? İlla ki biri çıkıp, "Para varsa huzur var" diyecek. Bu doğru mu? Doğruysa ne kadar doğru? Ya da kim için doğru. İşte yine sorular. Benden de size bir soru o zaman. Para da huzur varsa, altıyı tutturanlar neden intihar ediyor? Huzurdan mı öldü onlar? Aa pardon bir soru soracaktım. İkincisi de torbadan çıktı. Yok hayır...

Anlamak Üzerine...

Resim
   Anlamak ve karşılıklı anlaşmak bütün canlıların ortak özelliğidir. Ama insanoğlu konuşabilen tek canlı türü olduğu için bu duygu daha gelişmiştir. Hatta bu konu ile ilgili bir söz vardır, "Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır" diye. Ne yazık ki bu günümüzde pek mümkün değil. Çünkü insanoğlu içe döndükçe anlama ve anlaşma da zorlaşıyor. Bir de üstüne tahammülsüzlük de gelince içinden çıkılmaz bir hal oluyor.  İçe dönükler çok evet ama bir de sabit görüşlüler var. Ah bu çok fena... Hepimizin etrafında bu tarz insanlar mutlaka vardır. Onlar konuşmak neredeyse imkansızdır. Sizi yorarlar, yıpratırlar. Onlar için kendi fikirleri en doğrusudur. Harici fikri asla kabul etmezler, bu  da yetmiyormuş gibi, sizi de kendi düşüncelerine ikna etmeye çalışırlar. Bu tarz insanlarla tartışmaya girmek, hortuma kapılmak gibidir. Döner, döner bir duvara toslarsınız ve bu zihninizi çok fena acıtır. İlk fırsatta oradan uzaklaşın. Onlar umutsuz vakka.  Ya kulak ...

GEZİ PARKINA HİÇ SORMADIK Kİ

Resim
Gezi parkına sorsaydık, şöyle derdi bence: “Ben öyle büyük şeyler istemiyorum ki, İnsanlar gelsin, dört mevsim Vakit geçirsinler, kahkaha atsınlar, Eğlensinler… Ama ağaçlarımın canı yanmasın, Gölgelerinde otursunlar, dinlensinler, Ama isim, kalp kazımasınlar, Ağaçlarımın canı acımasın. Sevgililer gelsin, mesela, Oğlan kıza gitar çalsın, Kız oğlana eşlik etsin, Bir sepet, örtü getirmiş olsunlar, mesela Ama çöplerini bırakmasınlar Ağaçlarım üzülmesin. Mangal yapmasınlar, mesela Kokutmasınlar ortalığı Gövdeleri kararmasın, ağaçlarımın Ağlamasınlar, tesellisi zor oluyor. Çocuklar oynasınlar, koşsun, Çimlerde yuvarlansınlar, Ama kırmasınlar dallarını Ağaçlarım ölmesin. Ben öyle büyük bir şey istemiyorum ki, Bir isteğim de unutmayın beni Ne de gerçek kendinizi, Hiç bir zaman yalnız kalmayalım…” SELİN SABCIOĞLU  20/11/2014